Çalışma Bakanlığı’nın 11 milyon çalışana iş güvenliği zırhı getiren tasarısı heyecan yarattı. Uzmanlar tasarının yılda bin 500 can kaybının yaşandığı kazaları sıfırlamak için büyük şans olduğunu belirtti.ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, iş ve çalışma hayatını temelden değiştirecek iki önemli yasa tasarısı hazırladı. Birincisi ve en çok tartışma koparanı olan Toplu İş İlişkileri Tasarısı, komisyonlardan geçti ve Meclis Genel Kurulu’na gelecek. Diğeri ise yılda bin 500 işçinin öldüğü iş kazalarını ve hastalıklarını olmadan önlemeyi hedefleyen İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa tasarısı. Komisyonlarda görüşülen bu tasarı toplumun tüm kesimleri tarafından kabul gören devrim gibi bir çalışma. Tasarının en önemli özelliği ‘önleyici risk analizi’ni temel kural olarak getirmiş olması.
İş kazalarının yüzde 98′ini, iş hastalıklarının ise yüzde 100′ünü önlemek gibi iddialı hedefle yola çıkan tasarının devrim gibi olmasının ana nedeni ise tüm çalışanların kapsam altına alınıyor olması. Yani 11 milyon çalışan bu yasayla iş güvenliği kapsamına alınacak. Mevcut yasada maden, tersane ve fabrika gibi yerlerde çalışanlar kapsamdaydı. Tasarıdan sonra berberden otele riski yüksek işletmelerdeki çalışanlar ve kamu çalışanları da kapsama alınacak. Diğer önemli madde ise işyeri hekimi düzenlemesinde olacak. Buna göre 50 işçi ve üzeri çalıştıranlar işyeri hekimi istihdam edecek kuralının tarihe karışacak olması.
İş Sağlığı ve Güvenliği yasa tasarısı, Türkiye’deki tüm çalışanları koruma şemsiyesi altına alacak. Yıllardır çıkarılması beklenen ancak bir türlü gündeme bile gelmeyen yasa AK Parti Hükümeti döneminde ele alındı ve toplumun tüm kesimlerini tatmin edecek bir yapıya getirildi. Komisyonlarda görüşülen tasarı, iş güvenliği kapsamında olmayan devlet memuru ve ofis personelini de kapsama alıyor. Yasanın en önemli özelliği ise önleyici tedbirlerin alınmasının önünü açmak olacak. Yani yasa bir anlamda daha ‘testi kırılmadan’ uyarının yapılmasını ve önlemin alınmasını sağlayacak.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Bireysel Emeklilik Sistemi’nde devlet katkı payı sistemi getirileceğini açıkladı. Sisteme 100 lira koyan herkese devlet 25 liralık katkı sağlayacak. Vergi avantajı uygulaması kalacak.
Bireysel emeklilikte yeni sistemin detayları belli oldu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le basın toplantısı düzenleyen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bireysel emeklilik sisteminde devlet katkı payı sistemi getirileceğini belirterek, sisteme girenlerin bundan yararlanabileceğini söyledi.
Yeni sistemle birlikte bireysel emeklilik hesabına katılımcı para yatırdığı zaman bu miktarla ilgili bilgi Emeklilik Gözetim Merkezi’ne bildirilecek. İlgili kamu kuruluşları da devlet katkısını vatandaşın hesabındaki alt hesaba yatıracak. Devlet katkısının oranı da yüzde 25 olacak. Ayda sisteme 100 lira koyan vatandaş için devlet 25 lira da katkı payı koyacak. Katkı payı ödemesi vergi matrahından indirilmeyecek. Vergi avantajı uygulaması kalacak.
Bir katılımcıya ödenecek katkı payı sınırı yıllık brüt asgari ücretin yüzde 25′ini geçmeyecek.
Birikimlerin geri ödenmesinde de değişikliğe gidiliyor. Burada vergilendirme sadece getiri üzerinden yapılacak. Devletin kattığı yüzde 25′i hemen çekme imkanı olmayacak. Birikimlerin sistemde uzun süre kalması amaçlanıyor. Devlet katkı payına ilk üç yıl dokunulamayacak. Üçüncü yılın sonunda yüzde 15′lik kısmı, altıncı yılın sonunda yüzde 35′i, onuncu yıl yüzde 60′ı, emeklilikte tamamına erişme hakkı olacak.
Çalışmalar 11 bireysel emeklilik şirketi üzerinden yapılacak. Her vatandaş devlet katkı payını sürekli izleyebilecek.
Son dönemde balda ”taklit ve tağşiş (bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma) ” olaylarının gündeme gelmesinin ardından, Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’nde yeni bir düzenlemeye gidiliyor.
Bal tebliğinde değişiklik öngören taslağa son şekli verilirken, değişiklikle balda tağşişi önlem
ek amacıyla, balın arılar tarafından yapıldığının ölçütü olan ”prolin” miktarı artırıldı.
Buna göre daha önce balda kilogramda en az 180 miligram belirlenen prolin miktarı ”en az 300 miligram”a çıkarıldı. Değişikle; tebliğe balın kontrollü koşullarda homojen kristalleşmesiyle elde edilen sıvı bala göre akışkanlığı azalmış, sürübelir kıvamdaki bal olarak ifade edilen ”krem bal” tanımı da eklendi.
Ayrıca bala gıda katkı maddeleri de dahil olmak üzere dışarıdan hiçbir madde katılamayacak. Bal doğal bileşiminde bulunmayan organik ve/veya inorganik maddelerden ari olacak. Bala hiç bir katkı maddesi ve aroma verici katılmayacak. Fırıncılık balı dışında bal, bala ait olmayan yabancı tat ve kokuda, fermantasyonu başlamış, asitliği yapay olarak değiştirilmiş veya içerdiği doğal enzimleri parçalayacak ya da önemli düzeyde inaktive edecek şekilde ısıtılmış olmayacak.
Filtre edilmiş bal ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, yabancı organik veya inorganik maddelerin ayrılması sırasında kaçınılmaz kayıplar dışında balda polen veya diğer bala özgü bileşenler uzaklaştırılamayacak. Bal, Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliği’nde yer alan şekerleri içermeyecek.
Balın tadı ve aroması, balın kaynağına ve üretildiği bitkinin türüne bağlı olarak değişmekle birlikte, bal kendine özgü koku ve tada sahip olacak. Balın rengi su beyazından koyu amber renge kadar değişebilecek.
Temel petekte balmumunun doğal yapısında bulunmayan, parafin, serezin, iç yağı, reçine, oksalik asit gibi organik maddeler ile ağartıcı maddeler gibi inorganik maddeler bulunmayacak. Etiketinde orijin aldığı çiçek, bitki, bölge veya coğrafya belirtilen ballara filtre bal ilave edilmeyecek. Petekli ballarda, peteğin en az yüzde 80′i sırlanmış olması gerekecek. Etiketinde botanik orijini belirtilen ballarda, balların bu özellikleri polen analizi ile uyumlu olacak.
11 milyon çalışanın merakla beklediği ‘kıdem tazminatı fonu’nda kazanılmış haklar için formül bulundu. Çalışmaları devam eden formüle göre biriken tazminatlar için çalışanlara 3 teklif sunulacak.
Türkiye’de milyonlarca çalışanın merakla beklediği ‘kıdem tazminatı reformu’ şekillenmeye başladı. Reforma ilişkin çalışmaların hızlanması ile birlikte, gözler yaklaşık 11 milyon çalışanın, kazanılmış tazminat hakları için nasıl bir formül bulunacağına çevrildi. Reformu hazırlayan ekip de çalışmalarını kazanılmış haklar üzerinde yoğunlaştırdı. Öncelikle kazanılmış hakların tamamı korunacak. İkinci olarak kıdem tazminatları için bir milat belirlenecek. Örneğin, 1 Ocak 2013 tarihinden önceki tüm tazminatlar kazanılmış hak olarak kabul edilecek. Üçüncü olarak da kıdem tazminatı konusunda çalışanlara seçenekler sunulacak. Çalışan kazanılmış hakları konusunda seçimi kendisi yapacak.
Ne tür seçenekler sunulacak?
Star gazetesinden Hüseyin Özay’ın haberine göre; henüz kesinleşmemekle birlikte, kazanılmış haklar konusunda çalışanlara, ‘mevcut sistemde devam etme’, ‘tazminatlarını dondurma’ ve ‘tazminatlarını fona aktarma talebinde bulunma’ gibi üç ayrı seçenek sunulacak. Örneğin, emekliliğine 1 veya 2 yıl kalmış bir çalışan, mevcut sistem ile devam etme kararı verebilecek. Bu seçimi yapan çalışan, yeni sisteme geçmeyecek. ‘Tazminatının dondurulması’ seçeneğini kabul eden çalışan ise milat olarak kabul edilen tarihden önce hakettiği tüm tazminatların dondurulmasını isteyebilecek.
Bu tarihe kadar olan tazminatlar, emeklilik veya işten atılma gibi durumlarda işveren tarafından ödenecek. Bu seçenekte işveren, milat olarak belirlenen tarihten sonrası için işçi adına, fona prim yatıracak. Üçüncü seçenekte ise çalışan kazandığı kıdem tazminatlarının fonda, adına açılan hesaba yatırılmasını talep edebilecek. Bu durumda ise işveren, çalışanının kazanılmış tazminatını belirli bir takvim içinde fona ödeyecek. Milad olarak kabul edilen tarihten sonra işe giren tüm çalışanların kıdem tazminatları ise fonda toplanacak.
Toplu sözleşme yasasındaki gecikme nedeniyle ocak zammı en az 4 ay gecikecek olan memurun faiz alacağı, ilk 6 ayda yapılacak zam yüksek tutularak ödenebilecek. Formüle Maliye karar verecek Hükümetle memur sendikaları tarihte ilk kez “toplu sözleşme” masasına oturmaya hazırlanırken, zammın 4 ay gecikmesi nedeniyle gündeme gelen “faiz”e formül aranıyor. Maaş zammı normalde ocakta yapılıyor. Ancak ilgili yasal düzenleme gecikti. Hükümetle sendikalar arasında başlayacak zam görüşmeleri kısa sürede tamamlansa dahi memur zammını en az 4,5 ay gecikmeli alacak.
Davalar engellenecek
Bu zararın telafisi için memura zamla birlikte faiz de verilmesi gerekiyor. Ancak bugüne kadar rastlanmayan bu durum konusunda Maliye’de net karar verilmiş değil. Genel düşünce faizin verilemeyeceği yönünde. Bununla birlikte faizin dava edilebileceği, sözleşme sonrasında memura ilave faiz hakkı doğuracak bir mahkeme kararının Maliye’ye ilave yük bindireceği ifade ediliyor. Sözleşme sürecinde faiz konusunun çözülerek hem davanın hem yaşanacak olası sürprizlerin önüne geçilmek isteniyor.
Formül şöyle işliyor
Memur sendikalarında gündeme getirilen formüle göre ilk 6 aydaki zam, ikinci 6′ın üzerinde belirlenecek. Normalde örneğin yüzde 3 artı 3 ya da yüzde 5 artı 5 şeklinde uygulanacak zam, örneğin yüzde 4 artı 3 veya yüzde 6 artı 5 şekline dönüşecek. Böylece faiz tartışması bitecek, memur faiz almadan gelirini yükseltmiş olacak.
Bankaların tüketicilerden aldıkları komisyon ve masraflar, gerek mahkemeler gerekse hakem heyetlerince hukuksuz bulunarak geri ödeniyor. Bunların içinde konut kredisi kullanırken alınan dosya masrafları da var. Bankaların 2 bin lira ila 4 bin lira arasında aldıkları bu masraflar, 4077 sayılı Tüketici Koruma Kanunu’na göre haksız şart sayılıyor. Sözleşmelerin tek taraflı ve tüketiciyle müzakere edilmeden hazırlanması, bu masrafların geri ödenmesini gerektiriyor. Tüketici Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Çetin, sözleşmelerde bu masrafların açıkça belirtilmediğini, bu yüzden de tüketicilerin geri alabildiğini söyledi. Çetin, “Bankalar kredi verirken faiz oranlarını ve taksitleri söylüyor ancak, dosya masrafı ve yeniden yapılandırmayı belirtmiyor. Bu yüzden de mahkemeler ve hakem heyetlerinde kararlar büyük çoğunlukla tüketicinin lehine çıkıyor. Tüketici sözleşmenin içine müdahale edemediği için haksız şart oluyor” dedi.

Motorlu taşıtlar vergisi, trafik cezası, emlak vergisi borçlarını bankalardan otomatik tahsil edenGelir İdaresi Başkanlığı, şimdi de binlerce öğrenim kredisi borçlusunun peşine düştü. Bankalara e-haciz emri gönderen Gelir İdaresi, bu yolla binlerce borçludan alacaklarını tahsil ediyor.
PARASI BLOKE EDİLDİ
Maliye’nin Türkiye’deki bütün bankaların bulunduğu ortak havuza gönderdiği elektronik hacizle tahsil yöntemine maruz kalanlardan biri de Selçuk Üniversitesi mezunu Ü.L oldu. 2005 yılında üniversiteden mezun olan Ü.L öğrenim süresince 3 bin lira burs aldı. Okul bittikten 1 yıl sonra ödemesi başlayan kredi borcunu yatırmayan Ü.L, 2010 yılındaki yapılandırma imkanını da kaçırdı.2012 Ocak ayında Bankasya’daki hesabından 618 liranın bloke olduğunu gördü. Bankayı arayıp görüşen Ü.L, vergi borcu olabileceği cevabıyla karşılaştı. Kayıtlı bulunduğu Erzurum Aziziye Vergi Dairesini arayan Ü.L, ödenmemiş ve faiziyle birlikte 6 bin 500 TL öğrenim kredisi bulunduğu için Bankalararası Kurul aracılığıyla bankadaki parasına e- haciz konduğunu öğrendi.
EFT MASRAFINI DA İSTİYORLAR
Elektronik hacizde Ü.L isimli kişinin 618 liralık kesintisi 580 lira olarak borçtan düşüyor. Çünkü 35 liralık EFT ücreti de borçludan alınıyor. Borçlu borcunun yanında diğer bütün masrafları da ödemek zorunda kalıyor. Elektronik olarak banka hesabından kesildiği için borçlu hiçbir müdahalede bulunamıyor. Sadece bankadaki parasının eksildiğini görebiliyor.
ÖNCE UYARI YAPILACAK
Gelir İdaresi Başkanlığı, elektronik haczi borçların tahsilinde etkili bir yöntem olarak kullanıyor. Devlete ve kurumlara borcu olan herkese öncelikle uyarı mektubu gönderiliyor. Mektubun ardından verilen süre içinde yapılandırma ya da taksitlendirme yapmayan vatandaşların banka hesabı olup olmadığı Bankalararası Kurul’a soruluyor. Devlet veya özel bir bankada maaş, mevduat hesabı bulunanlar için online olarak elektronik tahsilat tebliği yapılıyor. Tebliğin ardından borçlu vatandaşın hesabının bulunduğu banka parayı bloke edip, alacaklı olan vergi dairesine EFT yapıyor.
Bankalar haberiniz olmadan ek hesap açabiliyor. Üstelik siz daha ne olduğunu anlamadan bir anda kredili hesap faizi adı altında bir ödeme ile karşı karşıya kalabilirsiniz.
Bankalar, 23 milyar lirayı satacak maaş müşterisi arıyor! Bir bankanın maaş müşterisisiniz. Öyleyse ‘avans hesap, artı para, ek hesap, kredili mevduat hesabı’ gibi çeşitli adlarla sunulan ‘cazip’ tekliflerin bir numaralı muhatabısınız. Beklenmedik gideriniz mi oluştu, maaşınız mı yetmedi, kredi kartınızı mı ödeyemediniz, dert etmeyin! Kolayı var: “Avans hesabınızı” kullanın, demeyeceğiz. Aksine bu hesabı kullanmadan önce iki kere değil, beş kere düşünün, diyeceğiz…
Ben zaten ‘ayağımı yorganıma göre uzatırım, param varsa harcarım yoksa harcamam’; dolayısıyla bu hesaplar beni ilgilendirmez, diyenlerdenseniz siz de dikkat! “Ben dilekçemi verdim, tüm bu hesapları kapattım” diyorsanız bile dikkat! Öyle kolay değil, bankaların bu hesabından kurtulmak
Öyle ki bankalar için ‘vazgeçilmez’ gelir kalemlerinden bu hesaplar. Geçen yıl Haziran ayında maaş müşterilerine sattıkları ‘bu kalem krediler’ 6.5 milyar iken; 3 ay sonra yani Eylül ayında 7.3 milyara Aralık ayında ise 7.4 milyara ulaştı. Ama bankaların bu hesaplar için ayırdıkları kredi tutarı 30 milyar. Yani satılması gereken daha 22.5 milyar TL kredi var.
Dolayısıyla maaş müşterisi olup da bu hesabı kullanmayanlar da bankaların hedefinde. Bu kredi hesabını açmak için ‘kişisel beyan, dolayısıyla da kişisel imza’ gerekiyor. Ancak şubeler, ‘bize hesap böyle devredildi, elimizde bu hesabı istemediğinize dair dilekçeniz yok’ bahaneleriyle ‘bilinçli maaş müşterilerini’ bile kredili mevduat hesabı tuzağına düşürüyorlar.
KUZU KUZU KESİYORLAR
Bunu anladığınızda, iş işten geçiyor. Hesabınıza bir bakıyorsunuz ki, ‘kredili hesap faizi olarak 15 TL tahsil edildi’ uyarısı karşısında. Ne kredisi ne hesabı diye sormak için bankanın 444 hattını arıyorsunuz. 5 dakikadan önce ulaşmak ne mümkün! Diyelim, ulaştınız, anlattınız derdinizi; “Muhatabınız biz değiliz, şubenizi arayın” tavsiyesinde bulunuyor karşıdaki ses. “Bu hesabı kapatmıştım zaten nereden çıktı bu, ben bu faizi ödemem” diyorsanız da nafile. “Şubenizi arayın” diyor karşıdaki mekanik ses.
Milyonlarca çalışanın merakla beklediği kıdem tazminatı yeniden düzenleniyor. Yeni düzenlemeye göre, işsiz kalan işçi, isterse yeni oluşturulacak tazminat fonundan faizsiz ve geri ödemesiz kaynak kullanabilecek.
Türkiye’de milyonlarca çalışanın merakla beklediği ‘kıdem tazminatı’ ile ilgili yapılacak düzenlemenin ayrıntıları, Başbakan’ın yakında açıklayacağı ‘ulusal istihdam stratejisi’nden çıktı. Bu yıl içinde yürürlüğe girmesi planlanan kıdem tazminatı ile ilgili düzenlemeye göre, kıdem tazminatları ödemesi için bir fon oluşturulacak. Fon sadece kıdem tazminatı değil, dolaylı olarak ‘banka’ işlevi de görecek. İşsiz kalan çalışanlar, işsiz olduğu dönemler için ‘fondan’ kaynak kullanabilecek. Söz konusu kaynaklar ise faizsiz ve geri ödemesiz olacak. Fon’dan alınan kaynaklar, çalışanların biriken kıdem tazminatlarından düşecek. Bu sistem, çalışanların işsiz kaldıkları dönemlerde, ‘borç batağına’ düşmesini engelleyecek. Kıdem tazminatı ile ilgili yapılacak düzenlemede, iddia edildiği gibi kıdem tazminatı ödemelerinin kaldırılması veya mevcut hakların yanması söz konusu olmayacak. Halen çalışanların kıdem tazminatları fona aktarılacak. Yani çalışanların birikmiş kıdem tazminatı hakları yanmayacak. Yine mevcut sistemde, kıdem tazminatı olarak her yıl için bir maaş tutarında tazminat ödemesi yapılıyor. Bu tutar aynen devam edecek. Uzun vadede ise ödenen tazminat tutarları yeniden belirlenecek. Yine yeni yapılacak düzenlemede, kıdem tazminatları için çalışanlardan bir pay tahsil edilmeyecek. Kıdem tazminatı fonuna sadece işveren, katkı payı ödemesi yapacak. İşverenlerin üstleneceği kıdem tazminatı payı ise mevcut yüklere ilave bir artış getirmeyecek. İşverenler, ödeyecekleri payların dışında kıdem tazminatı için çalışanlarına başka bir ödeme yapmayacak.
Mevcut haklar yanmayacak
Bir çalışan işten ayrılırken veya emekli olurken, işverenden tazminat isteyemeyecek. Çalışanın kıdem tazminatı konusunda muhatabı, kıdem tazminatı fonu olacak. İsteyen çalışan, kıdem tazminatını 10 yılını doldurunca çekebilecek. İsteyen çalışan tazminatının tamamını, emekli olurken tahsil edebilecek. Kıdem tazminatında yapılacak değişiklik, taşeron işçiler başta olmak üzere milyonlarca işçiye kıdem tazminatı alma yolunu da açacak. Mevcut uygulamalarda taşeron şirketlerde, her yıl sözleşmeler yenilenerek, çalışanların kıdem tazminatı alma hakları bir anlamda ortadan kaldırılıyor. Yine özel sektörde, şirket değiştirmelerde, kıdem tazminatları hakları da kayboluyor. Yeni düzenlemede, bu tür sıkıntılar da ortadan kalkacak. Çalışanların, çalıştıkları işyerlerini değiştirseler de, hak ettikleri tazminatlar yanmayacak.
BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, “Benzincideki pompacı sözleşmeye ‘aidat ödemeyeceğim’ diye yazmış, ödemiyormuş. Bu kadar basit. Sözleşme geldiğinde bunu şart koyun, olmazsa başka bankaya gidersiniz” dedi. Aidatta yeni dönem başlayabilir
Bankalar ile kredi kartı kullananlar arasında aidattartışması sürerken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin’den ilginç bir ‘tavsiye’ geldi. Bilgin, “Kredi kartı sözleşmesine el yazınızla ‘aidatı ödemeyeceğim’ yazın ve ödemeyin” dedi.Finans Derneği’ninAnkara’daki yemeğinde konuşan Bilgin, şunları söyledi:
“Cuma günü benzin almak için girdiğim istasyonda pompacı, kredi kartı aidatını ödemediğini söyledi.
‘Nasıl ödemiyorsun’ diye sorduğumda, ‘Sözleşme geldiğinde arkasına aidatı ödemeyeceğim diye not düşüp öyle imzaladım’ dedi. Bu kadar basit. Bankacı kredi kartı için geldiğinde bu notu ekleme şartı koyun. İzin vermiyorsa başka bankaya gidersiniz.”
Yargıtay kredi kartlarından alınan ücretin yasal olmadığı yönünde bir karar almıştı. Bankalar Birliği ise tüketicinin altında imzası bulunan sözleşmelere istinaden ücretlerin tahsil edildiğine dikkat çekerek, ‘yasal bir işlem yapıyoruz’ demişti. Bu açıklamayı tüketici derneklerinin ‘tepki olarak kart kullanmayın’ çağrısı izlemişti. Bilgin, “Gelişmeleri biz de yakından izliyoruz” diye konuştu. Cnbc-e’nin haberine göre Bilgin, bugünlerde en acil konulardan birinin de uzun, en az 2 – 3 yıl vadeli finansman ve kaynak bulma sorunu olduğunu söyledi.
Bilgin, “Bu konuda vergisel veya bize özel diğer avantajlar olabilir. Acil bir şeyler yapmak lazım” diye ekledi. Sektör rakamlarına da değinen Bilgin, bankacılık sektörünün 2012 Ocak’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18’lik kar artışı ile ilgili, “Bankalarımızın faiz marjlarında bir iyileşme oldu. Temel sebebi budur” diye konuştu.
‘Aşırı tedbir büyümeye engel’
Bilgin, bankaların temmettü dağıtmamasının ise sonsuza kadar devam etmeyeceğini, yeri geldiğinde bunun değiştirileceğini söyledi. Bilgin, sektöre yönelik düzenlemelerde ‘hassas dengenin’ iyi korunmaması gerektiğini belirterek, “Tedbir alınırken ölçü kaçmamalı. Bu, ülkenin büyümesini bile engelleyebilir” diye konuştu.“Biz icrai müdahale etmeyiz; bizim görevimiz, önceden kuralları koyup uyulup uyulmadığına bakmak” diyen Bilgin, BDDK teknik çalışanlarının banka şubeleri bazında da denetlemeler yaptığını söyledi