
Global Ekonomik Sempozyumu’na katılmak için Almanya’nın Kiel kentine giden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Akşam gazetesi muhabiri Mehmet Ali Ergün doların gidişatını konuştu. Bugün yaşananlar ile 2008-2009′da yaşananların farklı olduğunu kaydeden Babacan ‘O dönemde problemler bankalarla ilgiliydi ve ülkelerin ‘ben kefilim’ demesi yetiyordu. Bugün devletlerin kredibilitesi sorgulanıyor. Devletlerin imzası sorgulanıyor. Güven noktasında sıkıntılı bir durum söz konusu’ dedi.
Avrupa ve ABD’nin bir an önce harekete geçip acı reçeteleri uygulamaya koyması gerektiğini kaydeden Babacan, krizin çözümü için Türkiye’yi adres gösterdi:
‘Eğer bizim kadar istikrarlı, güven veren ve halkın güvendiği bir yönetim bugün ABD, İspanya gibi ülkelerde olsa inanın üç ayda sorunlar çözülür’ dedi.
YATIRIMINI DÖVİZLE YAPANA ‘KİRAYI TL’YE BAĞLADIK’ DENİR Mİ?
‘Bazı kararları bankalar üzerinden uygulamak çok kolay. 48 bankayı istediğimiz gibi denetleyebiliyoruz. Nitekim vatandaşın döviz kredisi almasını 2009′da yasakladık. Bankalar da buna uyuyor. Dövize bağlı kiralar konusunu Finansal İstikrar Komitesi toplantılarında konuştuk. Arkadaşlara bu konuda bir çalışma yapmaları talimatını verdim. Türkiye’de milyonu aşan kira sözleşmesi var. Bu işin kontrolü o kadar kolay değil. Olsa olsa tavsiye niteliğinde bir karar alınabilir. Ancak yine de Finansal İstikrar Komitesi’nde yapılan çalışmaları değerlendirip duruma bakacağız. Orada bir noktayı gözden kaçırmamak gerek. Kimi alışveriş merkezleri yabancı ortaklı veya tümüyle yabancılara ait. Onlar yatırımı dövizle yapmış. Şimdi ‘Kirayı TL’ye bağladık’ demek onlar açısından ne kadar doğru olur? Ayrıca Türk yatırımcılardan bir bölümü dövize dayalı kredi kullanmış olabilir. Tüm bunları dikkate almak gerekecek.’
Türk otomotiv sektörü bu yıl toplam satışlar da tarihi rekoruna koşarken, kampanyalarda sınır tanınmıyor.
Sektör, 2005 yılındaki 723 binlik satış rekorunu kırmak için kampanyalara hız veren otomobilciler birbirinden cazip kampanyalarla seçim yapmayı zorlaştırıyor. Zorlu rekabet, taksit miktarını 300 liraya kadar çekerken kredi kartıyla araç sahibi olabilmek bile mümkün.
Komsan Otomotiv distribütörlüğünde Türkiye’de satışa sunulan FAW hafif ticari araçları da kredi kartına 12 taksitle satın alınabiliyor.
Komsan Otomotiv Üst Yöneticisi () Süheyl Baybalı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Komsan Otomotiv’in, Çinli otomotiv üreticisi FAW Group Corporation ile işbirliğine girerek ’yi yepyeni bir marka ile tanıştırdığını hatırlattı.
Baybalı, 4 model olarak Türkiye pazarında yer aldıklarını dile getirerek, araçlara talebin oldukça iyi olduğunu bildirdi.
Kendi segmentlerinin en önemli özelliklerinden birinin kolay kredilendirilebilme konusu olduğunu dile getiren Baybalı, bu konuyu sektörüyle birlikte çalıştıklarını anlattı.
Baybalı, taşıt kredileri ile tüketici kredilerinin karşılaştırıldığında, tüketici kredisinin taşıt kredisinden daha cazip olduğunu ifade ederek, bu araçları satın alacaklara yönelik hızlı tüketici kredisi çıkarılması yönünde çalışma yaptıklarını belirtti.
-KREDİ KARTINA 12 TAKSİTLE HAFİF TİCARİ…-
Diğer taraftan alternatif satış metodları üzerinde de durduklarını dile getiren Baybalı, “Kredi kartına taksitli araç satışını hayata geçirmeye başladık. Kredi kartına satışta tüm bedel fiyatına 12 taksit yapıyoruz. Biz bu vadeyi 24 aya çıkarmaya çalışıyoruz. Bankalarla yaptığımız görüşmelerde oranları düşürerek, bir miktar biz de katkıda bulunarak belli bir oranı tüketiciye yansıtmak yoluyla işi çözmeye çalışıyoruz. Kredi kartıyla araç satışına aralık ayında başladık” dedi.
Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, haksız ve keyfi uygulamada ısrar eden bankaların takipçisi olacaklarını belirterek, bu bankaları, hem BDDK’ya bildireceklerini, hem de haklarında suç duyurusunda bulunacaklarını kaydetti.
Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, tüketicinin ciddi bir araştırma yapmadan kredilerle ilgili ayrıntılı bilgi edinmeden karar vermemesini, bütçesini zorlamamasını istedi.
İpotek fekki konusuna değinen Yılmaz, konut ve araç kredisi kullanan tüketici ödeme planına göre taksitlerini tamamladığında, konut ve araç ipoteğinin çözülmesi için bankadan borcunun olmadığına ilişkin yazı talep edildiğini hatırlattı.
Yılmaz, bazı bankaların bu yazıya karşılık tüketiciden kredi miktarına göre ücret talep ettiğini ve bu uygulamanın haksız, hukuksuz ve keyfi olduğunu savunarak, bankaların bu yazı karşılığında ücret almaya haklarının bulunmadığını söyledi. Yılmaz, bu yazının alınan kredi işleminin zorunlu sonucu olup tüketiciye ücretsiz olarak sunulması gerektiğini belirterek, ipotek talebinin bankaların bir tasarrufu olup çözülmesinin de bankaların sorumluluğunda olduğunu kaydetti ve şöyle devam etti:
“İpotek fekki yazısıyla ilgili alınan ücretin, hukuka aykırı bir uygulama olduğu konusunda Tüketici Sorunları İlçe Hakem Heyeti’nin (TSHH) kararları da bulunmaktadır. TSHH ipotek fekki parası alınmasına ilişkin olarak Tüketici Mahkemesine kararına itiraz eden bankanın talebini reddeden Tüketici Mahkemesi hakem heyetinin kararını yerinde ve tüketici talebini haklı bulmuştur. Bu bankaları hem BDDK’ya bildireceğiz hem de haklarında suç duyurusunda bulunacağız.
BDDK’nın bu konuda görevi ise bu tür soygun anlamına gelecek uygulamaları seyretmek değil, tüketici mağduriyetini giderici düzenlemeler yapmaktır.”
Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, ‘Bazı bankalar konut ya da araç üzerindeki ipoteğin kaldırılması için istenen yazıya karşılık tüketiciden kredi miktarına göre ücret talep etmektedir. Bu uygulama haksızdır,hukuksuzdur ve keyfidir’ dedi.
Yılmaz, dernek binasında düzenlediği basın toplantısında, yeni yılın yaklaştığını, bankaların kredi yarışına girdiğini söyledi. Bankaların cazip kredi seçeneklerini sunmaya başladığını, masrafsız veya düşük faizli kredi reklamlarıyla tüketiciyi etkilemeye çalıştığını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:
‘Her şeyden önce bankaların reklam ve ilanlarında faiz oranı ve masraflarını birlikte açıklamaları yönetmelik gereğidir. Bunun altını çizmek istiyorum. Ayrıca ‘masrafsız’ dedikleri kredinin ya geri ödeme taksiti ve faiz oranı yüksek tutulmakta, istenilen belgeler artırılmakta ya da düşük faiz seçeneğine karşılık masraflar artırılmaktadır. Her şekilde kazançlı taraf bankalar olmaktadır. Bu nedenle tüketici ciddi bir araştırma yapmadan kredilerle ilgili ayrıntılı bir bilgi edinmeden karar vermemeli bütçesini zorlamamalıdır.’
Son dönemlerde asıl üzerinde durulması gereken sorunun ‘İpotek Fekki’ yazısı ile ilgili bankaların keyfi uygulamalarıyla ilgili olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
Türkiye’de, hasar görmüş yeni otomobillerin “ayıplı mal” olduğu gözönünde bulundurulup fiyatı düşürülmeden satıldığı ileri sürüldü.
Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık yaptığı açıklamada, Türkiye’de, yerli üretim ve ithallerle birlikte yılda yüzbinlerce yeni aracın trafiğe girdiğini söyledi. Artık ihtiyaç haline gelen otomobillerde birçok kişinin, ikinci eldeki alım-satım yoğunluğuna baktığını ifade eden Yanık, ikinci el sektöründe kolay satılabilecek araçların daha fazla ilgi gördüğünü anlattı. Yanık, yeni otomobil alımlarında zaman zaman tüketicilerin mağdur olabildiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Hasar görmüş yeni otomobiller, ayıplı mal olduğu söylenmeden satışa sunuluyor. Takla atmış otomobilleri bile yaptırıp, boyatıp fabrika çıkışı gibi satıyorlar. Nakliye sırasında bir şekilde TIR’dan düşen, yuvarlanan, kaportası çizilen, kapısı ezilen, bagaj kapağı zarar gören araçlar onarımdan geçiriliyor ve bayisinde satışa sunuluyor. Söz konusu aracını alan kişi, bir süre keyifle biniyor. Satmaya götürdüğünde ise aracının takla atmış ya da bir şekilde zarar görmüş olduğunu, bazı parçalarının değiştiğini öğrenince şoke oluyor.”
Bu şekilde birçok araç sahibinin mağdur olduğunu savunan Yanık, hasar görmüş bir otomobil her ne kadar onarılıp yeni gibi satışa sunulsa da belirli bir değer kaybına uğrayacağını, bu yüzden de sahibini zarara uğratacağını bildirdi.
Yanık, bu tür araçların “ayıplı mal” sınıfına girdiğini belirterek, “Hasar görmüş araçlar, fiyatı düşürülerek satılmalıdır. Bu durum tüketiciye anlatılmalıdır. Ayrıca, vatandaşlar yeni olsa da araçlarını mutlaka bir servise göstersinler. En azından boyalı olduğu, parçasının değişip değişmediğini öğrenebilirler. Böylece ileride mağdur olmazlar” dedi
Satışların yüzde 70`inin krediyle yapıldığı otomotiv sektöründe faizlerin düşmesi rakamları fırlattı. 2005 yılındaki satış adetlerinin üstüne ancak 2010`da çıkıldı.Son olarak 2005 yılında 729 bin adet binek ve ticari araç satışının gerçekleştiği Türkiye otomotiv pazarında, küresel kriz sonrası bu yıl satışlar fırlamış durumda. Sektör 2010`u 735 bin satış rakamı ile kapatmayı bekliyor. Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş. CEO`su Ali Haydar Bozkurt, 2008`in son çeyreğindeki küresel kriz nedeniyle tüm sektörlerin olumsuz yönde etkilendiğini söyledi. 2009`da hükümetin ÖTV desteği ile ellerindeki stokları tükettiklerini hatırlatan Bozkurt, `2010`a girerken, hükümet yetkilileri çok net bir şekilde, `hiçbir vergi teşviki beklemeyin, planlarınızı buna göre yapın` dedi. Umut vaat eden bir görüntü yoktu. Fakat beklenmedik şekilde piyasalar iyi gitmeye başladı. Bunun çok temel sebeplerinden bir tanesi faizlerin düşük seyretmesiydi` şeklinde konuştu. Sektörde satışların yaklaşık yüzde 70`inin kredi kullanılarak yapıldığını belirten Bozkurt, faizlerin düşmesiyle 2009`da ertelenen filo satışlarının 2010`da hayata geçmesiyle hızlı toparlandıklarını ifade ederek, `Tahmin ediyoruz ki bir rekor yılı olarak kapanacak. Otomotiv sektörü 2005 yılında en yüksek satışı yapmıştı. Bu yıl satışlar 735 binlere çıkacak diye tahmin ediyoruz` dedi.
Hükümet, bankalardan tüketici kredisi kullananları ilgilendiren önemli bir karar aldı. Hükümet, kriz döneminde yüzde 10`a çektiği masraf kesintisini yeniden yüzde 15`e çıkardı. Tüketici kredilerinden yapılan `kaynak kullanımını destekleme fonu` kesintisi oranı yeniden yüzde 15`e yükseltildi. Kesinti oranı kriz süresinde yüzde 10 indirilmişti.
Değişiklik bankalardan tüketici kredisi kullanımında oluşan masrafları artıracak. Resmi Gazete`de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan tüketici kredilerinde (ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla gerçek kişilere kullandırılan krediler) Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu kesintisi oranı yüzde 10`dan yüzde 15`e yükseltildi